Tüketicilerin ürün seçimindeki en büyük yanılgısı yayınlanan aktif bileşenlere ve ürünün özelliklerine itimat etmeleridir. Bir saç dökülmesi formülasyonu seçerken tüketiciler %5 minoxidil içeren bir formülün %2 minoxidil içerenden daha iyi ve daha etkili olduğuna inanırlar veya herhangi bir maddenin varlığına ya da yokluğuna bakarak ürünün etkili ya da etkisiz olduğuna karar verirler. Ancak ürünün performansını etkileyen en önemli faktör, ürünün aktif bileşenlerinin sinerji yaratacak bir şekilde bir araya getirilmesi, ve bu aktif bileşenlerin saflık düzeyidir.
Bu sadece dermatoloji ve sağlık sektörü için geçerli bir gerçek değildir, bu kural hemen tüm endüstriler için geçerlidir. Örneğin 200 beygirlik bir Ferrari ile 200 beygirlik bir Hyundai’yi karşılaştırdığımız vakit sizce hangisi daha iyi performans gösterir? Sadece spesifikasyonlara itimat eden bir müşteri her iki arabanın da aynı olduğunu zanneder. Veya başka bir deyimle 200W gücündeki her stereo sistem aynı kalitede sesi mi verir?
Spesifikasyonlar her şey değildir. DS laboratuarlarında hammadde seçim ve oluşturma süreci araştırmaların ve teknolojinin ulaştığı en üst seviyede gerçekleşir. Aktif bileşenlerin en kaliteli saflıkta olması için hiçbir şey şansa bırakılmaz, bu sebeple oluşan maliyetler önem taşımaz. Bu şekilde içerikler en üst düzeyde sinerji ve etki gösterirler. Daha iyi ürün üretmek, en sofistike üretim metodları ile her şeyi mümkün kılmak DS Laboratuarlarının fanatik tercihidir.
Spectral RS %100 doğal formül ile nelerin mümkün olduğunu tekrardan tanımlıyor.